5.5 petametre!
NGC 6826 olarak da bilinen Pırıldak Bulutsusu, Kuğu takımyıldızında ölmekte olan bir yıldızın savurduğu, parlayan bir gaz kabuğudur. Parlak dış kabuğu yaklaşık 5–6 trilyon kilometre genişliğinde, yani yarım ışık yılından biraz fazla; ışık yılı ise ışığın bir yılda kat ettiği uzaklıktır. Bulutsu adını, küçük bir teleskopta kaybolup yeniden ortaya çıkıyormuş gibi görünmesinden alır.
NGC 6826 bir gezegenimsi bulutsudur: Güneş benzeri bir yıldızın ömrünün sonuna doğru savrulan dış katmanları, geride kalan küçük ve sıcak çekirdeğin çevresinde parlar. 18. yüzyılda gökbilimciler bu bulutlara gezegenimsi bulutsu adını verdi, çünkü küçük teleskoplarda Uranüs gibi uzak gezegenlere benzer biçimde yuvarlak görünüyorlardı.
Hubble Uzay Teleskobu’nun görüntüleri, yaklaşık 31 × 27 yay saniyelik bir dış kabuğun içinde yaklaşık 19 × 10 yay saniyelik parlak bir iç kenar gösteriyor. Bir yay saniyesi, bir derecenin 3.600’de biridir. Çok daha sönük bir gaz halesi yıldızdan yaklaşık 130 yay saniye uzağa kadar uzanır.
Bu açıları uzunluğa çevirmek için bulutsunun uzaklığını bilmek gerekir. 2021’de incelenen Gaia Uzay Teleskobu ölçümleri bulutsuyu yaklaşık 4.200 ışık yılı uzağa yerleştirdi; bu değer yaklaşık yüzde 5 fazla ya da eksik olabilir. Bu uzaklıkta dış kabuk yaklaşık 5,9 × 5,1 trilyon kilometre olur. Uzaklığa ilişkin diğer tahminler yaklaşık 2.200 ile 6.800 ışık yılı arasında değişiyor; bu yüzden onlara dayanan büyüklükler de farklıdır.
NGC 6826’ya küçük bir teleskopla doğrudan bakıldığında çoğu gözlemci yalnızca parlak merkez yıldızını görür. Bakışı biraz yana kaydırmak daha sönük bulutsuyu görünür kılar; yıldıza geri bakınca bulutsu yeniden silinir. Bu etki ona Göz Kırpan Gezegenimsi adını kazandırdı. Bulutsunun kendisi değişmez: göz kırpma, bakış biçiminden doğan bir yanılsamadır.
William Herschel bulutsuyu 1793’te keşfetti. Bulutsu en iyi Kuzey Yarımküre’den yaz gecelerinde görülür.
Hubble’ın görüntüleri, bulutsunun karşılıklı iki yanında iki kırmızı leke gösteriyor. Gökbilimciler bunlara FLIER diyor; bu ad, İngilizce “fast low-ionization emission regions” (hızlı düşük iyonlaşmalı yayma bölgeleri) ifadesinin kısaltmasıdır. Bunlar azot bakımından zengin, genç yapılardır; elektrik yüklü atomlar buralarda ses hızından daha hızlı dışarı doğru akar. Hubble, gökbilimcilerin bu yapıların nasıl oluştuğunu öğrenmesine yardım etmek için onları Ocak 1996’da fotoğrafladı.